Beyoğlu, İstanbul'un Avrupa yakasındadır. İstanbul'un ilk yerleşim yerlerinden biridir. Tarihte, "Karşı yaka" anlamına gelen "Pera" adıyla bilinmektedir. Beyoğlu sınırları içindeki Galata, Bizans döneminde daha çok Cenevizliler'in yaşadığı bir bölgeydi.
Beyoğlu, 1924 yılında idari yapı içinde İstanbul'un bir ilçesi olarak yer almıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında Beşiktaş ve Şişli'yi de idari olarak içinde barındıran Beyoğlu 1930 yılında Beşiktaş ilçesinin kurulması, ardında da diğer idari tasarruflar sonunda bugünkü durumuna gelmiştir. İlçe, kuzeyde Eyüp, Kağıthane, Şişli ve Beşiktaş'a, güneyde ise Fatih ve Eminönü ilçelerine komşudur. Beyoğlu'nun Boğaz'ın Anadolu yakasındaki komşusu ise Üsküdar'dır.
Beyoğlu adının ortaya çıkışına ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan birisine göre; Beyoğlu adı, Fatih Sultan Mehmed zamanında Pontus prenslerinden Aleksios Komnenos’un islamiyeti kabul ederek burada oturmasından kaynaklanır. İkincisine göre ise; burada oturan Pontus prensi değil, Kanuni zamanındaki Venedik elçisi Andre Giritti’nin oğlu Luigi Giritti’dir. Türkler’in “Bey Oğlu” diye andıkları bu adam, elçinin bir Rum kadınla evlenmesinden dünyaya gelmiştir. Oturduğu konak da Taksim yakınında bir yerdedir. Diğer birine göre ise; Kanuni Sultan Süleyman döneminde burada oturan Venedik elçisine yazışmalarda Beyoğlu dendiği için bu semt de Beyoğlu adını almıştır.
Beyoğlu ilçesi günümüzde, 45 mahalleden ve yaklaşık 225 bin yerleşik nüfustan oluşan bir yerleşim yeridir. İş, eğlence ve kültür merkezi olması nedeniyle bu ilçe sınırları içerisindeki gündüz ve gece nüfusu birkaç milyonu bulmaktadır. Bazılarına göre Beyoğlu, Karaköy’den Taksim’e kadar uzanan bölgedir. Bazılarına göre de, Tünel Meydanı’ndan Taksim’e uzanan bölümden ibarettir.
İlçedeki tiyatrolar, gazinolar, içkili eğlence yerleri, bugünkü durumu da hesaba katarsak sinema salonları ve kültür merkezleri İstanbul'un diğer ilçe ve semtlerinden daha yoğundur. Aynı zamanda yabancı elçiliklerin de yoğunlaştığı bir semt olan Beyoğlu'nun esas ahalisi Avrupa kökenli levantenler olmuştur. Beyoğlu'nun mimarisi de öteden beri batılı tarzda gelişmiştir. Beyoğlu ve çevresinde İstanbul'un diğer yerlerinden daha çok sayıda kilise ve sinagog da bulunmaktadır.
Kılık, kıyafet ve yaşam tarzı ve binalar açısından bütün halinde Türkiye ölçeğinden farklı bir yaşam ve görüntünün asıl yoğunluk kazandığı yer, kuşkusuz, Beyoğlu olmuştur. 1860-1864 arasında Aşıklar ve Ayazpaşa mezarlıkları kaldırırılmış, Galata surları yıktırılmış, yeni caddeler ve sokaklar açtırılmış; yangınların önlenebilmesi için ahşap bina yapımı yasaklanmıştır. 1873’de Galatasaray’ı Beyoğlu’na bağlayan Tünel açılıp hizmete girmiştir. 1913’te ise Beyoğlu-Şişli arasında elektrikli tramvaylar hizmete girmiştir. Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçildiğinde de Beyoğlu’nun yerleşme alanı Teşvikiye ve Maçka’dan Beşiktaş’a, Şişli ötelerine, Haliç ve Boğaziçi yamaçlarına uzandı. Bu gelişme sırasında konutlar yavaş yavaş iş yerlerine dönüştü. Önceleri adı Cadde-i Kebir iken Cumhuriyetten sonra İstiklal Caddesi denilen ana yol boyunca mağazalar, bankalar, kahvehaneler, tiyatrolar, sinemalar, pastaneler ve eğlence yerleri açıldı. Bu gelişme Halaskargazi Caddesi boyunca Şişli’ye doğru sürdü. Dünyada yeraltında yapılan raylı ulaşım denemelerinin ilk örneklerinden olan Tünel de 19. yüzyılın ikinci yarısında Beyoğlu'nda tesis edilmiştir. Cumhuriyet'ten sonra, büyükelçiliklerin Ankara'ya nakledilmesi, varlık vergisi konulduktan sonra bir çok gayrimüslim vatandaşın Türkiye'yi terk etmesi, İsrail'in kurulması üzerine çok sayıda yahudi'nin İsrail'e göç etmesi, bölgedeki garimüslim nüfusun azalmasına yol açmış, nüfus dengesi müslümanlar lehine değişmiştir.
Bugün Beyoğlu ilçesinin sınırları içerisinde çok sayıda önemli kurum ve mekan bulunmaktadır. Bunların arasında; Fındıklı’daki Mimar Sinan Üniversitesi, Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Kültür Merkezi, Kasımpaşa’daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Sütlüce’deki Tophane-i Amire ( Koç Sanayii Müzesi), Aynalıkavak Kasrı, İstiklal Caddesi’ndeki İstanbul Sanayi Odası, Yapı Kredi Kültür ve Yayıncılık, Çiçek Pasajı, Balık Pazarı, Aksanat, çok sayıda sinema, Muammer Karaca Tiyatrosu, Tünel ve Tramvay ulaşımı, Galata’daki Galata Kulesi de bulunmaktadır.
Tarihi ve Turistik Mekanları:
Lengerhane - Rahmi M. Koç Müzesi:
Hasköy'de, Tersane-i Amire'ye bağlı bir kuruluş olan Lengerhane, Osmanlı donanmasının kalyonlarında kullanılan büyük çapaları dökmekte kullanılıyordu. Uzun yıllar başka amaçlarla da kullanılan yapı 1990'larda Rahmi Koç'un girişimiyle yeniden işlevlendirilmiş ve bir endüstri tarihi müzesine dönüştürülmüştür.
Aynalıkavak Kasrı:
İstanbul'un en büyük üç sarayından biri olan Tersane Sarayı'nın günümüze ulaşan tek yapısı Aynalıkavak Kasrı'dır. I.Ahmed'in, Okmeydanı ve Eyüp Sultan'a yakınlığı nedeniyle 1614'te yaptırdığı ilk kasırda Sultan (Deli) İbrahim doğmuştur. Sultan İbrahim büyüdükçe, yeni yeni binalar yaptırarak burayı Tershane Sarayı haline dönüştürür. 1678 yangını sonrasında, onarımlar ve düzenlemeler ile yeni köşkler, kasrlar eklenir. Bu yeni eklenenlerden birisi Aynalıkavak Kasrı'dır.
Okmeydanı Menzil Taşları:
Fatih'in İstanbul kuşatmasında otağın kurulduğu yer olarak söylenen, Haliç yamaçlarındaki büyük bir arazi, Fetih'ten sonra vakıf arazisi olarak on dokuz sınır taşıyla belirlenmiş ve II. Bayezid'in 1490'da buraya “Tekke-i Tirendazan” (Ok Meydanı Tekkesi) yaptırmasından sonra da bu büyük alana “Okmeydanı” denilmiştir.
Piyale Paşa Cami:
1570'lerde, Kasımpaşa'nın arkasındaki vadide, kimselerin yaşamadığı kırsal bir kesimi yerleşime açmak amacıyla, Piyale Mehmed Paşa; cami, medrese, tekke, sıbyan mektebi, türbe, çarşı, hamam ve sebilden kurulu bir külliye yaptırmıştır. Günümüze ise yalnızca cami ve türbe erişebilmiştir.
Galata Köprüsü:
Altın Boynuz'un (Hrisokeras-Haliç) ayırdığı Konstantinopolis'in İki yakasını bağlayan ilk köprünün, V.yy'da Blahernai Surları yakınında Ayvansaray'da yapıldığı bilinmektedir.
Pera Palas:
Otel uzun yıllar boyunca İstanbul'un en ünlü, en lüks oteli olma özelliğini sürdürmüştür. Cumhuriyet döneminde salonlarında balolar düzenlenmiş yabancı konuklar ağırlanmıştır.
Taksim Cumhuriyet Anıtı:
Zaferle sonuçlanan İstiklal savaşı ve kurulan genç Cumhuriyet'in, Osmanlı'nın eski “payitaht”ı olan İstanbul'a da benimsetilip özdeşleştirilmesi amacıyla yaptırılmıştır.
Yıllara Göre Beyoğlu Nüfusu:
1997 (226.582)
1990 (229.000)
1985 (245.999)
1980 (223.360)
1975 (230.532)
1970 (225.850)
1965 (218.985)
1960 (216.425)
|
|